Ayfer Ünver İle Röportaj

 

Ayfer Ünver, kimya sektörüne kocaman bir sıfırla adım atıp başarılı olan örnek bir girişimci. Yürüyerek yapılan müşteri ziyaretleri, emanet araçlarla ürün dağıtımları… Daha neler neler… O, tüm bu zorluklara rağmen asla yılmadı! İnandı ve başardı. Firmasını beş yılda 4 kat büyüttü, satış ağını yurt dışına kadar taşıdı.

Röportaj ve fotoğraflar: Gülay SOYDAN PEHLEVAN

Umut edindik, umudu cesaretle besledik. Cesareti harekete dönüştürdük. O hareket Simyacı’nın temellerini attı. ‘Simyacı Kimya’ üretmeye başladı. Her yaptığımızla bize duyulan güveni artırdık. İnandık ve başardık…” diyor Ayfer Ünver… Ve ekliyor, “En şiddetli krizlerde kendime tek bir şey söyledim: Ayfer kalk, harekete geç. Bu sayede ayakta kaldım, başardım…

 

Simyacı Kimya Bakım Kimyasalları Firması’nın sahibi Ayfer Ünver, 5 çocuklu bir ailenin en büyüğü. Çocukluğu maddi sıkıntılar içinde geçmiş. İş hayatı orta okul yıllarında bir konfeksiyon atölyesinde ayakçı olarak başlamış. Kimya sektörü ise tesadüfen çıkmış karşısına. Satış, temsilcilik, müdürlük derken hızla yükselmiş. 2005 yılında firmasıyla yolları ayırma kararı alıp koca bir sıfırla sektöre girmiş, Ünver. Yunuseli semtinde bir evin alt katını kiralamakla işe başlamış. Aracı olmadığı için müşteri ziyaretlerine belediye otobüsleriyle gidip gelmiş. Organize sanayi bölgelerinde çok ayakkabı eskitmiş... Emanet araçlarla akşamları mal dağıtımına çıkmış… Bu zorlu yolculukta en büyük artısı özgüveni olan Ünver, bugün kendi iş yerine sahip ve işini 4 kat büyütmenin haklı gururunu yaşıyor. Gaziantep ve Çorlu’da bayileri bulunuyor. Suriye ve Suudi Arabistan’la iş yapıyor. Hedefi ise belli: 10. kuruluş yıldönümlerinde holdingleşebilmek.

Ayfer Ünver, Bursa İş Kadınları ve Yöneticileri Derneği (BUİKAD) üyesi, ayrıca Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne (TOBB) bağlı Kadın Girişimciler Kurulu’nda yer alıyor. Geldiği yeri unutmuyor ve sosyal sorumluluk projeleri kapsamında da kadınlara girişimcilik eğitimleri veriyor.

 

Kimya sektörüne giriş öykünüzü anlatır mısınız?

Ayfer Ünver: Tesadüfen oldu, diyebilirim. Üniversite bittikten sonra çocuk bakıcısı olarak gittiğim İngiltere’de iki yıl kaldım. Amacım dil öğrenmekti. Döndüğüm zaman hemen iş bulacağımı sandım. Ama düşündüğüm gibi olmadı. Uzun süre iş aradım. Sonunda İzmir kökenli bir kimya firmasının satış bölümünde çalışmaya başladım. Buraya başvurmamdaki başlıca neden çalışanlarına otomobil veriyor olmalarıydı. İşle ilgili fikir sahibi değildim. Ancak ilk 3 ay satış rekorları kırdım. Tek mutluluğum ise araba kullanıyor olmaktı. Satış, temsilcilik derken müdürlüğe kadar yükseldim. Bir süre sonra şirket felsefesiyle kendi felsefemin aynı olmadığını gördüm. Zaten amacım kendi işimi kurmaktı... Ve bir gün ‘Simyacı Kimya Bakım Kimyasalları’ doğuverdi.

 

Sermaye durumunuz neydi?

Ünver: 2005 yılında koca bir sıfırla sektöre girdim. Ancak bu koca sıfırın yanında artı değerlerim vardı. Özgüvenim, insan ve müşteri ilişkilerim en büyük hazinemdi. Ailem ve arkadaşlarım başaracağıma inanıyordu.

 

Simyacı Kimya adı nereden geliyor?

Ünver: Simyacı, sihri ve mucitliği temsil ediyor. Bizler de hayatın, sihir ve mucizeler üzerine kurulduğunu felsefe edindik. Simya, değersiz madeni değerli hale getirmektir. Kimya sektöründe bunu yapıyoruz. Bakımsız makineler için bakım kimyasalları yapıyor ve ürünlerimizi kullanarak bunları değerli hale getiriyoruz. Böylece müşterilerimiz enerjiden tasarruf ediyor ve paraları ceplerinde kalıyor. ‘Simyacı kimya yapar’, sloganı ise bir müşterimize ait. Çok hoşuma gitti. Ben de şirket aracımızın üzerine yazdırdım.

 

Ne tür zorluklarla karşılaştınız?

Ünver: Çalışmaktan başka bir şey düşünmüyordum. Ekonomik kriz vardı, ancak umurumda değildi. Hep hareket halindeydim. Müşteri ziyaretlerine gidiyor, bazen sabah 05.00’da yollara düşüyordum. Motivasyonumu hiç kırmadım, sektördeki olumsuzlukları hiç düşünmedim. Yunuseli semtinde bir evin alt katını kiraladım. Aracım olmadığı için müşteri ziyaretlerine otobüsle gidiyordum. Organize sanayi bölgelerinde yürüyerek müşteri ziyareti gerçekleştirdiğimi çok bilirim. Ürün dağıtımını ise arkadaştan ödünç aldığım araçla akşamları yapıyordum. İki üç ay sonra bir bayan müşterim kullanmadıkları bir otomobili senet karşılığı satmayı teklif etti. Kabul ettim. Kazanmaya başladıktan sonra yenisini aldım. İki yıl sonra da kendi iş yerimi…

 

Kadın olmanın avantajını ya da dezavantajını yaşadınız mı?

Ünver: Satışta çalıştığım için bayan olmanın avantajlarını çok yaşadım. Bu durumdan çok memnunum. Örneğin kapıda hiçbir zaman terslenmedim. Firma sahipleri mutlaka en az beş dakika ayırdılar.

 

Simyacı Kimya 5 yılda ne kadar büyüdü?

Ünver: 2008 sonu itibarıyla 4 kat büyümüş durumdayız. Satış ekibimiz 4 kişiden 8’e çıktı. Satış ağımız çok genişledi. Gaziantep ve Çorlu’da bayiler açtık. Müşteriye özel ürünler de yapıyoruz. Geçenlerde Malatya’dan tavsiye üzerine aradılar. Onlar numuneyi gönderdi, ben de uygun ürünü yapıp yolladım. Yurt dışında da Suriye ve Suudi Arabistan’la iş yapıyoruz. Kuzey Irak’taki Erbil de bu listeye eklenmek üzere. Sanayi, endüstriyel ve deniz grubu kimyasalları ile teknik bakım, oto grubu ve özel kimyasallar yapıyoruz. Araştırma ve geliştirmeyi bünyesinde bulunduran, tecrübeli ve aktif satış ağıyla hizmet veren bir firmayız. Tescilli markalarımızı satıyoruz. Hedefim hem ürün hem de şirket olarak markalaşmaktı. Bunu başarmanın mutluluğunu yaşıyorum.

 

Ekonomik krizlerden ne derece etkileniyorsunuz?

Ünver: Bakım kimyasalları, mali krizde tasarruf listesinin başında gelir. Müşteri kaybetmeyiz, ancak on yerine dört kalem satmaya başlarız. Müşterimizin durumu iyi olmaz. Bu da satışlarımıza yansır. Kriz zamanlarında işletmelerin önceliği hammaddedir.

 

İşinizin zorluklarını sıralayabilir misiniz?

Ünver: Avrupa Birliği tüzüklerini takip etmek zorundayız. Kimya çok hareketli bir sektördür. Yenilikleri koşar adımlarla takip etmek durumundasınız. Araştırma ve geliştirmeyi iyi yapmalısınız. Öte yandan sektörü aynı çatı altında toplayacak bir derneğimiz yok.

 

Dünya genelinde ülke olarak hangi konumdayız?

Ünver: Çok iyi bir konumdayız. Sadece Bursa’da kayıtlı bin 500 firma bulunuyor. Hammaddeyi Rusya, İngiltere, Amerika, Çin ve Hindistan’dan ithal ediyoruz.

 

Bu kadar kalabalık bir sektörde ayakta kalabilmek zor değil mi?

Ünver: Bu konuda Bursa tam bir cevher. Sanayiden endüstriye, tarımdan hayvancılığa her alanda teknoloji var. Pasta çok büyük, diyebiliriz. Yeter ki çalışın. Sektör bin 500 değil, 3 bin 500 kişiyi doyurur.

 

Geleceğe dair planlarınız neler?

Ünver: Nano teknolojiyle üretilmiş her şeyi evlere kadar sokmayı planlıyoruz. Bu konuda çeşitli araştırmalarımız var. Ayrıca Almanya’daki fuarlarda gördüğümüz yenilikleri ülkemize getirmek istiyoruz. Hedefimiz, 10. yılımızda fabrikamızı kurmak ve holdingleşmek. Bunu ilk günden bu yana istiyorum.

 

Kadın girişimcilere ne tavsiye edersiniz?

Ünver:  Üstümdeki çul bile olsa işimi layığıyla yapacağımı düşünürüm ve yaparım. Onlar da asla korkmasınlar. Cesaretlerini motivasyonla desteklesinler. Kendine güven her şey demek. Öncelikle güven versinler. Karşılarındaki kişiye ellerini sağlam bir şekilde uzatsınlar. Yoksa kendi kendilerini bitirirler.

 

Erkeğe düşen görevler var mı?

Ünver: Toplumda kadına ne kadar ‘yapamaz’ düşüncesiyle yaklaşılıyorsa, erkekte ‘yapar’ mantığı hakim. Bu ataerkil yapıdan kaynaklanıyor. Kadının en büyük düşmanı yine kadındır. Birbirlerinin başarısını istemezler. Hemcinslerini çekemezler.

 

Bu işe girerken en büyük desteği kimden aldınız?

Ünver: 5 kardeşin en büyüğüyüm. Liderlik özelliğim nedeniyle babam beni hep horoza benzetirdi. Bundan olsa gerek ailem gerekse arkadaşlarımdan tam destek aldım. Annem her sabah ‘Allah işini rast getirsin’ diye dua eder. O duayı aldığım için çok şanslıyım.

 

Vazgeçtiğiniz oldu mu?

Ünver: En şiddetli krizlerde, en kötü olumsuzluklarda kendime tek bir şey söyledim, ‘Kalk Ayfer, harekete geç.’ Kişi motivasyonunu kendisi sağlar. Karşısındakinden beklemesi yanlıştır. Kendinizi toparlamayı bilmeniz gerekir. Maddi sıkıntılar, iş hayatında karşılaştığım zorluklar hep artı olarak geri döndü. İnsanın ve paranın kıymetini öğrendim. Böyle hissediyorum ve böyle yaşıyorum.

 

Eskiye şöyle bir dönersek ilk yaptığınız iş neydi?

Ünver: 5 kardeştik ve maddi sıkıntılarımız vardı. Orta birinci sınıftayken yaz tatilinde bir konfeksiyon atölyesinde ayakçı olarak çalıştım. Bir gün makineci ya da ütücü olabilecek miyiz? diye düşünürdük. Çocukluk işte… İlk paramı böyle kazandım. Babam ilk maaşımı gönlümce harcamamı söylemişti. O gün ki tavrı hayatımı şekillendirdi. Parayı amaç değil, araç olarak görmeye başladım.

 

‘Mal, mülk geçici’

 

Hafta sonlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ünver: En büyük zevkim tatillerimi ailemle geçirmek. Fırsat buldukça yamaç paraşütü yapıyorum, yelkenli ve ATV kullanıyorum. Bursa Yelken Kulübü üyesiyim.

 

Yemekle aranız nasıl?

Ünver: Yemek yapmayı ve sunmayı çok severim. Dünya mutfaklarına bayılırım. Mesela pazar günleri makarna saatimiz vardır. Kendi karışımlarımı kullanır, farklı soslar yaparım.

 

Olmazsa olmazınız var mı?

Ünver: Ailem. Mal ve mülkün geçici olduğunu düşünüyorum. Sağlığım yerinde olduğu müddetçe mutluyum.

 

En son hangi kitabı okudunuz?

- John Perkins-Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları

 

En son hangi filmi izlediniz?

- Ya Sonra?

 

En çok yapmak istediğiniz şey nedir?

- Uluslararası bir satıcı olmak istiyorum.

 

Hayatınızda eksikliğini hissettiğiniz bir şey var mı?

- Geriye sadece evlenip çocuk sahibi olmak kaldı.

 

Ayfer Ünver kimdir?

 

- 1973 yılında Bursa’da doğdu.

- Gazi Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü’nü bitirdi. Uludağ Üniversitesi Teknoloji Bilimleri Bölümü’nde eğitimine devam ediyor.

- 5 kardeşin en büyüğü

- Bekar